CİZRE FETHİNİN SEMBOLÜ; KLİSEDEN CAMİYE ÇEVRİLEN ULU CAMİİ

CİZRE FETHİNİN SEMBOLÜ; KLİSEDEN CAMİYE ÇEVRİLEN ULU CAMİİ
Cizre Ulu Camii, 639 yılında İyaz bin Ganem komutasında İslam ordularının Cezire topraklarını fethettikten sonra İslam ile şereflenen Cizre'de, sahabelerin eliyle kiliseden camiye çevrilen ve bugüne kadar ayakta kalan bölgedeki ilk camidir.

12345.jpg

369852147.jpg

9899468596563.jpg

El-Cezire bölgesinin önemli bir şehri olan Cizre (Ceziret İbn Ömer), islamla şereflenmeden bizansın elindeydi. Cizre halkı, İyaz bin Ganem komutasındaki ordu tarafından Hazreti Ömer'in mektubuyla savaşmadan kendi isteğiyle Müslümanlığı kabul etmiştir.
639 yılında Şaban ayının ortalarında İslam orduları İran ve Mezopotamya'yı fethederken, bölgenin komutanı İyaz bin Ganem, Cizre'ye yaklaşmış ve yöre halkına İslamiyet'i kabul etmelerini söylemiştir. İslamiyet'in adil, temiz ve insanları eşit gören bir din olduğunu hem komşularından hem de Cizre-Harran-Şam-Mısır, Cizre-Bağdat arasında çalışan kervan tacirlerinden sık sık duyan Cizre halkı, savaşmadan İslamı kabul etmiştir.
İslamiyeti kabul eden Cizre'de, sahabelerin eliyle kiliseden camiye çevrilen Ulu Camii, bölgenin ilk camisi olma özeliğini taşıyor.
Cami, Abbasîler döneminde tamir görmüştür. 1160 yıllarında Zengî Atabeyi Ebü’l-Kāsım Mahmud Sencer Şah tarafından yeniden inşa ettirilmiştir. Yapının minaresi 1155 yılında yapılmıştır. Üzerinde mevcut sekiz adet kitabeden 1203 ve 1284 yıllarında da bazı onarımlar geçirmiştir.
Ulu Camii, 639 yılından beridir halkın değer verdiği Cizre'nin en önemli ve en büyük camisidir. Cami, birçok bilim adamı yetiştirmiş ve önemli olaylara tanıklık etmiştir. Sibernetik bilimin kurucusu olarak kabul edilen İsmail Ebuliz El Cezeri, bu camide eğitim görmüş ve birçok eserini burada yapmıştır. Ulu Cami kapısı için tunçtan yaptığı iki başlı ejder figürlü kapı tokmakları Cizre halkının sembolü haline gelmiştir.
"ULU CAMİ CİZRELİLERİN GÖNLÜNDE MÜBAREK MUKADDES BİR YERE SAHİPTİR"
Ulu caminin tarihten şimdiye kadar çok amaçlı şekilde kullanıldığını belirten Cami İmam Hatibi Murat Denli," Cizre İslam'la müşerref olduktan sonra camiye çevrilen bu kadim Ulu Cami'miz, ondan sonra asıl hürriyetine kavuştu. Zikirlerle, ibadetlerle, Kur'an'la, ders halkalarıyla dönemin büyük âlimlerini burada yetiştirdi. Sahabelerin secdeye vardığı cami olması münasebetiyle insanların içerisinde namaz kılmaya gayret ettiği bir camidir. Hemen caminin bitişinde mezarlık olması münasebetiyle Cizre'deki cenazelerin yüzde 90'ına yakın buraya gelmektedir. Cenaze namazları kılınır, buradan da Asri Mezarlığa ebedi istirahatlarına çekilmek üzere götürürüz. Bundan dolayı da Cizrelilerin gönlünde mübarek, mukaddes bir yere sahiptir." dedi.
1950'li yıllara kadar Cizre'de sadece Ulu Camiİ'nde cuma namazı eda edildiğini belirten Denli, "Diğerler camiler küçük mescit niteliğinde olduğu için oralarda cuma namazı ifa edilmiyordu. Onun için bir Cizreli ya da Cizre'ye gelen yerli ya da yabancı Müslüman turistler olsun burada bir namaz kılmadan gitmek istemezler. Bizim yöre insanımız buradaki bir namazı diğer camilerde kıldığı namazla aynı ölçüde tutmaz. Burası hem tarihi mekân olması münasebetiyle hem sahabelerin eliyle yapılmış olması münasebetiyle Cizrelerin çok önem verirler." ifadelerini kullandı.
İnsanların sanki Medine'de Mekke'de ibadet ettiklerine şahit olduğunu aktaran imam Denli, şunları aktardı: "Çok tarihe tanıklık etmiş, İslam medeniyetlerini görmüştür. İslam medeniyetlerinin uç noktalarını görmüş, içerisinde Ömer bin Abdülaziz'in gönderdiği ferman yazısı bulunan, tarihte 9-10 defa büyük bir restorasyon geçiren, gene de ibadet aşkıyla sürekli açık tutulan bu camimiz. Milletimizin gönlünde yeri bambaşkadır. Bizler de bununla gurur duyuyoruz. İsmail Ebul-iz'in eseri var, 1155 yılında kırmızı tuğladan yapılmış minaresi, kışın yazın Cizre'nin soğuk ve sıcağına karşı insanların rahat edebileceği tek mekândır. Bu revaklar hadis, fıkıh, Kur'an dersleri için kullanılıyordu. Bizler bir uğraş içerisindeyiz. Cami hayatımızın içerisinde olmazsa olmaz. Onun için Ulu Cami, tarihten şimdiye bu kadar değerlidir. İnsanların nikâh merasimleri burada yapılıyordu. Hac ibadetinden dönen vatandaşlarımız Cizre'de 3 gün Ulu Cami'de yatıyorlardı. İnsanlar burada onların ziyaretlerine geliyordu. Büyük mevlit törenleri burada icra ediliyordu. Büyük sulhlar burada yapılıyordu. Ulu camimiz tarihten şimdiye kadar çok amaçlı şekilde kullanılıyordu şimdi de aynı şekilde halkımızın Cizre'nin göz bebeğidir. Herkesin, her zaman içerisinde ibadet etmek istediği bir yerdir, kadim bir camimizdir. Burada ibadet eden insanlarımız sanki Medine'de, Mekke'de ibadet ediyor gibi bir his içlerine giriyor. Malumunuz bütün camiler Kâbe'nin bir şubesidir. Büyük camilerde bulunduğu yerin şubesidir en büyük camisi ve ana şubesidir." dedi.
"DÜNYACA MEŞHUR BİLİM ADAMI ROBOTİK SİSTEMİN KURUCUSU EL CEZERİ BU CİZRE ULU CAMİ'DE EĞİTİMİNİ ALMIŞ"
Ulu camide birçok bilim adamı yetiştiğini söyleyen araştırmacı yazar Abdulaziz Bilge, "Cizre Ulu Cami'miz, çok kadim ve çok manevi atmosferi olan bir camidir. 639'dan önce kilisesiydi yani İslamiyet'le müşerref olmadan önce kilise olarak kullanılırdı. Cizre halkı İslamiyet'i tercih ettikten sonra artık bir fetih camisine dönüştü. O asırdan bu asra kadar yıllarca ibadet merkezi olarak hizmet etmeye devam ediyor. Burada pek çok onarım gördüğünü görmekteyiz. Abbasiler döneminde bir onarım görüyor. Cizre Emir'i Al Sencer tarafından da büyük bir onarım görüyor. 13 yüzyılda görmüş olduğunuz caminin minaresini dikdörtgen şeklinde yapılmış olan minareye inşa ediliyor. Minarenin üzerinde önemli bir figür vardı. Hazreti Ali isminin kûfi yazılarıyla hem içe bakar hem dışa bakar şekliyle o zamanın çinileriyle yapılmıştı. restorasyon dönemlerinde biraz tahrip oldu şu anda sadece çok küçük mavi parçaları gözüküyor. Aynı zamanda bu Ulu Caminin önemli noktalarından birisiyle kitabeleridir. İçerisinde bulunan kitabelerde İhlas suresi olsun ve diğer sureler olsun Kur'an-ı Kerim'den ayetler bulunmaktadır. Dönemin Cizre yöneticilerinin ve emirlerinin isimleri bulmaktadır. Önemli bir yönü Ceziretül İbnul Ömer ismi yani bu şehrin ismi bu kitabede geçmektedir. Buranın restorasyonu yapan önemli mimarlarından birisi Prof. Dr. Orhan Cezmi Tuncer tarafından Cumhuriyet döneminde yapılan buradaki restorasyonda genel günümüzdeki şeklini, onun yaptığı restorasyonda karşımıza çıkıyor. Onun anlattığı makalelerinde; burada çok fazla kitabenin olduğunu, birçoğunun tahrip olduğunu, bir çoğunluğunda çalındığını, maalesef birçok kitabının arasında çok az parçaların elimize ulaştığını ifade etmektedir. Cizre Ulu Camii'nde çok miktarda bilgiler elimize ulaşabilirdi bu kitabelerde ama tahrip edilip birçoğu çalınmış durumda. Cizre Ulu Camii'nin önemli noktalarından birisi de dünyaca meşhur bilim, adamı robotik sistemin kurucusu El Cezeri, Cizre Ulu Cami'de eğitimini almış. Bu fetih camisi olan Ulu Cami aynı zamanda bir medrese, bir külliye hürriyetinde hizmet etmekteydi. o dönemde El-Cezeri ilk eğitimini bu camide medreseden almış olduğunu görmekteyiz. El-Cezire'nin yapmış olduğu Ulu Cami kapı tokmakları meşhurdur. Bu kapı tokmakları da 1969'da çalınıyor ve kapı tokmağı Danimarka'ya götürülüyor ve Kopenhag Müzesi'nde sergileniyor. Diğer kalan kısmı da muhafaza altına almak için hem kapı tokmağı hem kapının kendisi ile birlikte İslam eserleri müzesine götürülüyor. İstanbul'da Kargalı İbrahim Paşa Konağı'nda sergileniyor." ifadelerine yer verdi.
"CİZRE ULU CAMİ TARİHİ VE MANEVİYATI İLE ÖNEMLİ BİR YERE SAHİP"
Ulu caminin manevi değeri yüksek olduğunu ifade eden Yazar Bilge, "Cizre Ulu Camii tarihte pek çok önemli olayları tanıklık etmiş. Onlardan bir tanesi de yine Cizre eski müftüsü Mahmut Bilge Ay'a çıkılmadan 10 sene önce insanın aya çıkacağını, Cizre'de cuma günü buradaki Cizre Ulu Cami'nin minberinde yaptığı hutbede, bütün cemaate Kur'an-ı Kerim'in tefsiriyle insanlara çıkabileceğini ifade etmiş. Cizre Ulu Cami tarihi ile maneviyatı ile önemli bir yere sahip. Burada da yine 17. yüzyılda Evliya Çelebi bu camiyi ziyaret ederken, çok önemli bir anekdot aktarıyor. Diyor ki, 'bu camide yapılan dualar kabul oluyor.' Bu caminin manevi atmosferinin yüksekliğine değiniyor ve bize bu önemli bilgi aktarıyor. Özellikle Cizre halkının yanında çok önemli manevi bir değerin olduğunu ifade edebiliriz. Cizre'nin önemli şahsiyetlerden birisi olan Şeyh Seyda hazretleri de bizzat gelip buranın briketlerini, taşlarını taşıyıp yerleştirmeye çalıştığı, onarımında bizzat kendisi bulunduğunu ifade edilir. Böyle büyük zatların da bu manevi yerde hizmet etmeleri, bu fetih caminin ne kadar önemli olduğunu bize bir kez daha göstermektedir." diye konuştu.

HABERE YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.