Toplumda Şiddet Artıyor Mu?

Toplum olarak hassas bir dönemden geçiyoruz. Hepimiz çok gergin ve stresli günlerden geçiyoruz. İletişim süreçlerimiz sekteye uğrayıp özne-özne ilişkilerimizdeki geri bildirimler kanla bitiyor. Bunun en somut örneği ise herkesi yasa boğan Eyüpsultan'daki silahlı saldırı sonucu hayatını kaybeden okul müdürü İbrahim Oktugan'dır. İnsanlar bu olay karşısında birlik olup eylem yapanlar oldu. Elbette ki yaşanan bu olayda özel bir lisede müdürlük yapan 74 yaşındaki bir eğitimci olmasına toplum olarak kayıtsız kalmak imkansızdı.
*
Öğretmenler bir toplumun en itibar görmesi gereken meslek grubu olmalıdır. Belki de gözlerden kaçan ama dikkatinize sunmak istediğim bir gerçeği de satır arasında aktarmak istiyorum. 74 yaşındaki bir adam emekliliğin tadına varması gerekirken hala çalışması belki isteğidir ya da zorunluluğudur. Konuyu çok fazla dağıtmadan işin özü olan şiddete değinmek istiyorum. Tanım itibariyle şiddet; bireyin fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik yönden zarar görmesiyle ya da acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfi engellenmesini de içeren, fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranıştır.
*
Şiddete meslek olarak ele almak yerine genel olarak bakmak daha faydalıdır. Şiddet sadece okulda mı var? Tabii ki hayır, şiddet insanın olduğu her yerde var. Özellikle pandemiden sonra insanlarda stres ve kaygı bozukluğu daha da belirginleşti. Ekonomik sıkıntının yarattığı kaygı da insanı bir adım daha şiddete yaklaştırdı. Şiddet bir toplumun üzerindeki kara bulutlar gibi her an her yerde karşımıza çıkıyor. Hatta ben bu yazıyı yazarken trafik yüzünden başından kanlar akan bir genç şiddete maruz kaldı. Olay hiç kana uğramadan çözülmesi gerekirken ne yazık ki yumruklar ve küfürler havada uçuştu.
*
Gerek cinsiyete dayalı gerekse genel bir şiddet gerçeği toplumda endişe verici bir olgu haline gelmesi bir sır değildir. Toplumsal etkileri de gerçekleştiği anda kısa vadeli psikolojik etki bırakırken uzun vadede bu gerçeğe çözüm bulmak imkansız mı? Batıda şiddetle ilgili bilimsel deneyler yapılırken bizde ise her şiddet sonrası TV' lerde biraz tartışırız, gazetelerde yazarız belki de sosyal medyada duygusal mesajlar yazarak şiddeti dile getirmekle toplumsal bir olaya bir söz söylemekle yetiniriz. Oysaki toplumda tehlikeli boyutlara ulaşan şiddet için yersiz sorular sormak, kısa vadeli çözümler bulmak yeterli değildir. Son olayda öğrenci, cinayeti silahla işlemiş burada karşımıza bireysel silahlanma ya da silaha erişim sorunu da ortaya çıkıyor.
*
Kısacası şiddeti mekan ve mesleklerden ayrı tutarak başlı başına bir olgu olarak ele alarak insan neden şiddet yanlısı bir varlığa dönüştüğünü araştırmak gerekir. Yale Üniversitesinde sosyal Psikolog Stanley Milgram,otorite ve şiddetle ilgili önemli deneyler yaparken biz ise bir günlük eylem yaparak şiddeti engeller miyiz? Tepki elbetteki önemli ne toplumun hiçbir katmanında şiddetin olmaması için mücadele şart, bunun yolu yine iyi eğitimden geçer.
*
Mesela ben 4 yıl önce bir hastane koridorunda kızımı kaybettiğimde doktorun bana onun ölüm haberini söyleme tarzını sizinle paylaşsam eminim çoğunuz bu olayın içinden şiddetle çıkarsınız. Sonuç ne olurdu, hastanede doktora şiddet tüm medya doktordan yana taraf tutar, kimse beni dinlemez bile . Kısacası şiddetin izahı kabul edilmezken şiddeti doğuran öğeler de göz ardı edilmemelidir. Şiddet tek kurbanlı bir silahtır. Önemli olan bu silah karşısında toplum olarak tetiğe basmamayı ve bastırmamayı öğrenmektir. Basit bir bankamatik sırasında bile çıkan kavganın yersizliği ilkokulda çocuklara öğretilmelidir. Çocuklar her yönüyle sevgi, saygı ile büyümelidir. Size ve şahsınıza yapılan kötülüklere şiddetle karşılık vermeyin desem ne kadar inandırıcı gelir bilmem ama ölümsüz ve asgari düzeydeki bir şiddet neden olmasın?
*

Şiddet olgusunun normalleşmemesi ve tehlikeli bir sorun olmaması dileğiyle…

Bu yazı toplam 72 defa okunmuştur
Önceki ve Sonraki Yazılar
YAZIYA YORUM KAT
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum
Ömer AYDA Arşivi